ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNDE GELECEK KAYGISI

Üniversite çağında birey amaçlarına, beklentilerine, isteklerine, erişemedikçe ya da erişemeyeceğini düşünerek umutsuzluğa kapıldıkça mutsuz olur. Oluşan bu mutsuzluk da kişide geleceği için duyduğu kaygıyı artırır. Gelecek, insanlar için daima bilinmeyendir ve kaygı gelecek ile ilgili bir duygudur ve bilinmeyen geleceğin yarattığı duygulanım durumu kaygıdır.

Kaygı Nedir?

Kaygı (anksiyete), endişe duyulan düşünce, tasa olarak tanımlanmakta olup, kökü eski Yunancada kullanılan “anxsietas” kelimesidir, endişe, korku ve merak manalarına gelir (Köknel, 1989). Engellemekte zorluk çekilen, aşırı endişe ve uyarılma durumu olarak tanımlanır. Kaygı esnasında birey, kendini alarm halinde ve sanki kötü bir durum olacakmış gibi bir duygu durumu içinde hisseder.

 

Kaygı durumluk kaygı ve sürekli kaygı olmak üzere iki boyuttan oluşmaktadır (Spielberger, 1966). Bireylerin kendilerini ilgilendiren bazı anlık olaylar karşısında o olayın etkisi altında kaldıkları süre içerisinde yaşadıkları kaygı durumluk kaygıdır. Tehlikeli ve istenmeyen yeni bir durumla karşılaşıldığında, stresli durumdan ötürü hissedilen sübjektif korkudur (Kula ve Saraç, 2016). Sınava girme anı veya bir yarışma öncesi hissedilen kaygı durumu durumluk kaygıya örnek olarak verilebilir. Bireyde otonom sinir siteminde oluşan bir uyarılma sonucu titreme, terleme, kızarma gibi değişimler durumluk kaygının göstergesidir. Stres durumunun ortaya çıkmasıyla durumluk kaygı da çıkmaktadır (Yılmaz vd., 2014).

 

Kişinin yaşamı boyunca kaygıya olan yatkınlığından kaynaklanan sürekli bir kaygı durumu içerisinde olması ise sürekli kaygıdır. Ortada nesnel bir durum yokken de var olabilen, daha çok kişinin kendinden kaynaklanan, bir neden olduğunda da bu durumun genellikle stresli algılanıp yorumlanması şeklinde ortaya çıkan kaygıdır (Ocaktan vd., 2002). Sürekli kaygısı yüksek olan bireylerde başarıların düşmesi, ilişkilerden kaçma, içe dönme ve dikkat problemleri ortaya çıkabilmektedir (Yılmaz vd., 2014).

 

Kaygının olumsuz yönlerine rağmen organizmayı uyarıcı, koruyucu ve motive edici özellikleri de yadsınamaz. Kaygı, kişinin tehlikeyle baş etmesine yardım eden uyum sağlayıcı bir mekanizma, temel bir insani duygu ve çok yönlü bir duygu durumu olarak da ifade edilebilir. Olumlu kaygı bireyi toplum içinde önemli konumlara gelmeye motive etmekte ve öğrenmeye karşı istekli kılmaktadır (Akgün, Gönen ve Aydın, 2007).  

 

Üniversite Gençliği (Beliren Yetişkinlik)

 

Jeffrey Jensen Arnett (1994; 1998) tarafından ortaya atılan beliren yetişkinlik (BY) kavramı, ergenlik ile yetişkinlik arasındaki dönemi (18-25 yaş) kapsayan belirgin bir gelişimsel dönem olarak tanımlanmaktadır (Doğan ve Çebioğlu, 2011). Beliren yetişkinlik döneminde bireylerin kimliğe ilişkin kaygıları vardır. Bu dönemde genç, kendine göre ne olduğu, ne olacağı ile başkalarına göre kendisinin ne olduğu ve ne olacağı sorularına cevap arar ve bu konularda kaygı yaşar. Kimlik oluşturma dönemi, hayatta aşk, iş ve dünya görüşü gibi pek çok alanda denemeleri ve karar vermeleri içermektedir. Bu alanlardaki deneme ve karar verme süreçleri ergenlikte başlamakla birlikte, beliren yetişkinlik döneminde tam olarak belirginleşmektedir (Atak ve Çok, 2010; Yalçın, 1998).

 

Beliren yetişkinler bir yandan kendi mesleki beceri ve yeteneklerini test ederken, öte yandan ilerideki kariyerleri için bir altyapı oluşturmaktadırlar. Bununla beraber genel dünya görüşü, politika ve din alanlarında aile dışına çıkarak, üniversite ortamında bulunarak farklı görüşlerle karşılaşmakta ve bol fikir alışverişi yapmaktadırlar. Bu yeniliklerle baş etmeye çalışırken çeşitli planlar yapmaya çalışan beliren yetişkinler istikrarsızlık gibi bir dönem de geçirmektedirler. Bu dönemin bir diğer kaygı oluşturan özelliği de arada kalmış olunmasıdır. Ne bir ergen ne de bir yetişkin olan bu çağdaki bireyler karmaşık duygu ve düşünceler içinde olabilmektedirler (Atak ve Çok, 2010).

 

Kimlik duygusunun gelişmesinde mesleki çabaya yönelmek ve bir meslek kazanmak için eğitim almak büyük önem taşır. Bu nedenle meslek kimliğinin kazanılabilmesi için sağlanan eğitim ve iş imkanları ile ilgili sorunlar gencin bocalamasının en belirgin yanını oluşturur (Yalçın, 1998)

 

Beliren yetişkinlik dönemindeki üniversite öğrencileri mezun olduktan sonra hayatlarında yeni bir döneme gireceklerini ve toplumda nitelikli birer birey olma hayallerini kurarlar. İş seçimi, gerçek hayatta rolünü almasına yönelik planlar, evlilik ilişkileri, yaşadığı arkadaşlıklar, dünya görüşü, iş bulamama korkusu ve çeşitli sorumluluklar kişide kaygı yaratıcı etmenlerden bazıları olarak sıralanabilir (Kula ve Saraç, 2016).

 

Gelecek Kaygısı

 

Beliren yetişkinlik dönemindeki birey amaçlarına, beklentilerine, isteklerine, erişemedikçe ya da erişemeyeceğini düşünerek umutsuzluğa kapıldıkça mutsuz olur. Oluşan bu mutsuzluk da kişide geleceği için duyduğu kaygıyı artırır. Gelecek, insanlar için daima bilinmeyendir. Mc Dougall’a göre kaygı gelecek ile ilgili bir duygudur ve bilinmeyen geleceğin yarattığı duygulanım durumu kaygıdır. Ancak Mc Dougall bilinmeyen geleceğin içinde neşe, sevinç ve umudunda olabileceğini kabul ettiğinden, kaygıyı sadece elem veren bir duygu olarak değerlendirmez. Kaygı hissi eğer geleceğe bağlı bir his ise, ancak gelecekten ümidi olan bireyler kaygılı olabilirler. Bu sebeple kaygılı bireylerin gelecek için ümitlerinin tam anlamıyla yok olmadığı söylenebilir (Yalçın, 1998).

 

Kişiyi olumsuz manada etkileyen gelecek kaygısını oluşturan bir çok etmen bulunabilmektedir. Bunun en başında beliren yetişkinin ailesinin istekleri yer alır. Ailelerin çocuklarıyla ilgili gerçekçi olmayan veya uyum sağlayamayacağı beklentileri olduğunda, birey o istekleri karşılayamama kaygısı duyabilmektedir. Ailenin sosyoekonomik seviyesinin düşmesinin de gelecek kaygısının yükselmesine etkisi bulunmaktadır. Geçmişte bir işe girip deneyim sahibi olmuş kişilerde iş bulamama korkusu azalmakta ancak herhangi bir deneyime sahip olmayanlarda iş bulamama ve buna bağlı olarak gelecek kaygısı artmaktadır (Yalçın, 1998). Öğrenciler, beliren yetişkinlik döneminde arkadaş çevrelerine yüksek önem atfettiklerinden ötürü, onlardan gelen yorumlar kaygılarını yükseltmektedir. Ayrıca bireylerin içsel çatışmalarında çözümlenmemiş herhangi bir durum söz konusu ise, gelecekleri hakkında umutlu olmama durumu oluşmaktadır (Kula ve Saraç, 2016; Çakmak ve Hevedanlı, 2004).

 

Nasıl Baş Edilir?

 

Aslına bakılırsa kaygının oluşumuna doğrudan olaylar yol açmaz; bunun tersine kaygı, kişinin rasyonel olmayan inançlarının bir sonucudur. Bu nedenle, kişinin belirli bir duruma yüklediği anlam ve bu olayla ilgili beklentileri önem taşımaktadır (Yılmaz vd., 2014). Kaygıya yol açan düşünce, algılanan tehlikeyle ilgilidir. Ancak anksiyete durumunda kişiler var olan tehlikeyi olduğundan daha abartılı olarak değerlendirir.

 

Gelecek kaygısı incelendiğinde iki tip hatalı düşünce olduğu görülmektedir. Bunlardan ilki, kaygı durumunda ortaya çıkan olumsuz otomatik düşüncelerdir. Herhangi bir iş başvurusunda “benim bu işe uygun olmadığımı düşünecekler” bu duruma örnek verilebilir. İkincisi ise işlevsel olmayan (dysfunctional) sayıltılardır ve  kişinin kendisi ve yaşamla ilgili genel inançlardır ve kişiyi belli olayları işlevsiz bir şekilde yorumlamaya hazır hale getirir. “Gelecekle ilgili hedeflerime hiçbir zaman ulaşamayacağım” buna örnek olarak verilebilir. Gelecek kaygısıyla ilgili işlevsel olmayan pek çok düşünce ve inanç varken, bunların yaygın olanları “ailemi hep memnun etmeliyim” gibi kabul görme; “eğer bir yanlış yaparsam bu tüm anlamıyla kaybedeceğim anlamına gelir” veya “bir kişi bir alanda başarısız ise her alanda başarısız olur” gibi rekabet; “sorunlarımı çözecek tek kişi benim” gibi kontrol etme düşünceleri örnek olarak verilebilir. Kaygının devamlılığını sağlayan da davranışlarla ilgili değişikliklerdir. Başvurduğu işlerden reddedilme korkusu ile iş görüşmelerine gidemeyen bir kişi, gidemiyor olmayı başlı başına bir kaygı haline getirip, “ne kadar cesaretsizim” diye düşünüp kendini daha kötü hisseder (Kabakçı vd., 2003).

 

Bu sebeple gelecek kaygısı ile baş etmek isteyen genç öncelikle;

·      Bu hislerinin ne kadar normal olduğunun farkına varmalıdır.

·      Ardından yukarıda örnekleri verilen işlevsel olmayan düşüncelerini tanımalıdır.

·      Daha sonra farkına vardığı bu düşüncelerin hangilerinin değişmesi gerektiğini bulmalıdır.

·    Bu düşüncelerin kaygılarını azaltmadığını, tam tersi arttırdığının bilincine varıp, yerine rasyonel düşünceler yerleştirmelidir. Tabi tüm bunları yaparken bu irrasyonel düşüncelerimin gerçekleşeceğine dair “kanıtım var mı?” sorusunu kendisine sormalıdır. Örneğin “gelecekle ilgili hedeflerime hiçbir zaman ulaşamayacağım” düşüncesine kanıt aramalıdır ve üniversiteye kadar gelebildiğine göre birçok hedefini gerçekleştirdiğinin farkına varmalı ve kendi potansiyelini yabana atmamalıdır.

·    Geleceğe yönelik hedeflerinin listesini çıkarmalı ve bunları kısa, orta ve uzun vadeli gibi hedeflere bölmeli, sırayla yapmaya çalışmalıdır.

·      Bu hedefler belirlenirken, özgül, gerçekçi, ulaşılır ve ölçülü olmasına dikkat etmelidirler.

·      Gevşeme ve nefes egzersizlerinden yardım almayı da unutmamalıdırlar.

·      Son olarak da kendileri gibi bu sorunları yaşamış kişilerden sosyal destek almalıdırlar.

 

Kaynakça

· Akgün, A., Gönen, S., ve Aydın, M. (2007). İlköğretim fen ve matematik öğretmenliği öğrencilerinin kaygı düzeylerinin bazı değişkenlere göre incelenmesi. Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi, 6(20), 283-299

·  Atak, H. ve Çok, F (2010). İnsan yaşamında yeni bir dönem: beliren yetişkinlik. Çocuk ve Gençlik Ruh Sağlığı Dergisi, 17 (1)

· Çakmak, Ö. ve Hevedanlı, M. (2004). Biyoloji öğretmen adaylarının kaygılarını etkileyen etmenler. XIII. Ulusal Eğitim Bilimleri Kurultayı 6-9 Temmuz 2004. Malatya: İnönü Üniversitesi, Eğitim Fakültesi

·  Doğan, A. ve Cebioğlu, S. (2011, Aralık). Beliren yetişkinlik: Ergenlikten yetişkinliğe uzanan bir dönem. Türk Psikoloji Yazıları, 14 (28), 11-21

· Gökçakan, Z. (2008). Akılcı duygusal davranış terapisine dayalı grupla psikolojik danışmanın üniversite öğrencilerinin yetkinlik inançlarını yükseltmedeki etkisi. Ç.Ü. Sosyal bilimler enstitüsü dergisi, 17(2), 191-2014

·  Kabakçı, E., Savaşır, I. ve Soygüt, G. (2003). Bilişsel-davranışçı terapiler.  Ankara: TPD yayınları

·  Kula, K., Saraç, T. (2016) Üniversite öğrencilerinde gelecek kaygısı. Mustafa Kemal Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü dergisi,  13(33), 227-242

·  Yalçın, B. (1998). Genel lise öğrencileriyle meslek lisesi öğrencilerinin gelecek kaygılarının karşılaştırılması. Selçuk üniversitesi eğitim fakültesi VII. Ulusal eğitim bilimleri kongresi. Konya

·  Yılmaz, İ.A., Dursun, S., Güzeller, E.G. ve Pektaş, K. (2014). Üniversite Öğrencilerinin Kaygı Düzeylerinin Belirlenmesi: Bir Örnek Çalışma. Electronic Journal of Vocational Colleges, 4(4), 16-26.