Eşimin davranışlarını nasıl değiştiririm?

Başlığı görür görmez, "evet sonunda aradığımı buldum" diyebilirsiniz ancak bu soru gerçekçi bir soru mu önce onu düşünmemiz gerekmektedir. Kendimize önce şunları soralım: "Eşimin davranışlarını değiştirmeli miyim?" ; "Eşim değişebilir mi?" ; "Başkasını kontrol etmek ne kadar mümkün?" ; “Bütün sorun eşimde mi?”. Bu soruları düşünedururken bir yandan da yazıyı okumaya geçebiliriz.

Öncelikle bilmemiz gereken, her insanın doğumundan itibaren yavaş yavaş oluşan, zihnine kazınmış hayata dair çeşitli düşünceleri olduğudur. Bu düşünceler ailesinden, çevresinden, izlediklerinden ve gördüklerinden harmanlanmış ve yorumlanmış hayat biçimlerinden oluşur. Yani herkesin belirli ilkeleri, doğru ve yanlışları vardır. Bu doğru ve yanlışlar hem ideolojik, hem kişisel, hem davranışsal hem de algısal yönden farklılık gösterir, hiç kimse birbirinin aynı değildir. Biri için doğru olan, diğeri için yanlış olabilir.



Örneğin evlilik yıldönümlerinde özel hediyeler, birlikte güzel bir yemek çiftlerden biri için olmazsa olmaz iken, diğer için tamamen gereksiz görülebilir. Çünkü, biri o güne ayrı bir önem atfederken, diğeri özel kutlamaları tek bir güne indirgemekten ziyade yıl içerisinde sık sık bu davranışların tekrarlanması gerektiğini düşünüyor olabilir. Bu düşünce kişinin kendi anne babasının davranışlarının etkisiyle olabileceği gibi, çevresindeki diğer insanların duruma bakış açısı ya da izlenilen filmler, okunulan kitaplardan oluşmuş olabilir. Ya da başka bir örnek verecek olursak, çocuklarıyla oyun oynamak biri için onları şımartmak demek iken, diğeri için onlara değer vermek demektir. Herkesi kendi içinde değerlendirdiğimiz zaman haklılık payları bulunabilir. Bu sebeple herkesin, karşısındaki insanın kendisinden farklı olduğunu anlaması, asla kendisi gibi olmayacağını bilmesi sağlıklı ilişkiler kurmanın en önemli yoludur.



Yani herhangi birini değiştirmeye çalışmak düşüncesi zihnimize geldiğinde, karşımızdakini kontrol etmek, istediğimiz gibi düşünmesini sağlamak, adeta bir sihirli değnekle hayallerimizdeki insan haline getirmek fikirleri olmaması gerekmektedir. Çünkü herkesin olaylara bakış açısı, algıları, öğrendikleri birbirinden farklıdır ve farklı davranmamız normaldir.

 

Ancak elbette ki bazı durumlarda eşlerin farklılıkları ilişkinin seyrini, çiftlerin mutluluğunu bozacak duruma gelebilmektedir. İşte o zaman eşimizin davranışlarına biraz müdahale etme hakkımız veya diğer bir değişle sağlıklı bir ilişki için karşı tarafa yardım etme ihtiyacımız doğar. Ancak müdahalede bulunurken, yardım etmeye çalışırken, bazen insanlar kendileri nasıl davranıyorsa, karşı tarafın da aynı şekilde davranmasını istemek gibi yanlış bir düşünme biçimine girebiliyorlar. Bundan ötürü, kişiler eşlerinin hoşuna gitmeyen bir özelliğini doğrudan kendi bakış açısıyla değerlendirip eleştirebiliyor, bu yönde öğütler verebiliyorlar. Mesela: “sen beni hiç sevmiyorsun, bana evlilik yıldönümümüzde hediye almadın” ya da “ne gerek var hediyelere ben sana arada alıyorum zaten, tek bir güne takılıp kalmışsın” gibi cümleler tamamen kendi penceremizden bakmak demektir. Halbuki eşi davranışı ortaya koyarken kendi bakış açısı ve doğruları ile hareket etmiş, yanlış olanı değil, bilakis kendisine göre olması gerekeni yapmıştır.



Aslında eşinin değişmesini öğütler vererek, eleştirerek sağlamaya çalışan kişi, farkına varmadan karşı tarafın kişiliğini değiştirmeye zorlamaktadır. Bu durum da karşı tarafı  “sen hatalısın”, “beceriksizsin”, “bir şeyi nasıl yapacağını bile bilmiyorsun ki ben sana sürekli öğütler veriyorum” mesajını verir. Aynı zamanda karşısındakine onun davranışlarını anlamadığını, ona destek vermediğini de bu şekilde ifade etmiş olur. Farkına varmadan verilen bu mesajlar ilişkide güvenin azalması, iletişimin bozulması ve çatışmaların olmasına yol açar.



Peki, madem eşe öğütler vermek ve eleştirmek hoşlanmadığımız davranışın yok olmasını sağlamıyor, o zaman ne yapabiliriz?



Aslında bu sorunun tek bir doğru cevabı yok. Çünkü her ilişki dinamiği ve her çift birbirinden farklıdır. Bundan dolayı  neye ne kadar müdahale edeceklerini çiftler eşlerinden aldıkları tepkilere göre belirleyeceklerdir. Ancak öncelikli olarak müdahale etmek derken, kendi davranışlarımızı da değerlendirip eleştirerek, ya da karşı tarafla empati kurarak tepki vermemiz gerekmektedir. Mesela kayınvalidenizin size karışıyor olmasını eşinize “Ne biçim adamsın, annene hiçbir şey söylemiyorsun?” şeklinde ifade ettiğinizde eşiniz sizi haklı bulsa bile annesine karşı olan bağlılığından herhangi bir değişim içerisine girmeyebilir çünkü ailesi konusunda çok hassas olabilir. Burada kendimize de “ben nerede hata yapıyorum ki eşim bir türlü müdahale de bulunmuyor?” diye sorarak başlayabiliriz.



Kişi eşini, kendisi gibi görmemeli, farklı bir birey olduğunun bilinçli bir şekilde farkına varmalıdır. Eşe, onu değiştirmeye çalışma mesajını doğrudan vermek ya da onu eleştirmek yerine öncelikle yaptığı davranışları kabul etmek gerekmektedir. “Benim eşim annesine tek laf etmiyor, bu durum bana destek vermediği için değil, annesiyle arasını bozmak istemediği için” şeklinde düşünmek öncelikle sizin ruh durumunuzu düzeltir.



Karşı tarafa “hayatına müdahale ediyorum” mesajı vermekten uzak duralım ve kontrolün onda olduğunu hissettirelim. Onay mesajlarından sonra, öğüt cümleleri yerine daha yapıcı cümleler kullanılmalıdır. Böylece karşı tarafı üzmeden ve çatışma içine girmeden uyarmış oluruz. Bu uyarı, yaptığı en ufak olumlu bir davranışı takdir ederek, pekiştirerek, bu konuda destek vererek ve paylaşımda bulunarak gerçekleşebilir. Örneğin “annene ne kadar değer verdiğini biliyorum, aslında annenin bizim hayatımıza karışması farklılıklardan ötürü anneni de yıpratıyor, onun da, evliliğimizin de yıpranmaması için senin en doğru müdahalede bulunacağına eminim” demek ya da çocuklarıyla ilgilenmeyen bir babaya, “sen ne biçim bir babasın, onlarla oyun oynamıyorsun, eve para getirmek onları anlamak değildir” demek yerine, “her gün işe gidip gelirken çok yorulduğunu biliyorum, buna rağmen çocuklarla az da olsa vakit geçirme çaban çok hoşuma gidiyor, ne kadar duyarlı biri olduğunu görüyorum” demek karşı tarafı davranışını değiştirmeye yüreklendirmek demektir.



Bu örneklere baktığımız zaman, üslubun ne kadar önemli olduğu apaçık gözükmektedir. Çünkü yapıcı cümleler eşimizin davranışını değiştirmek değil, isteğimizi karşı tarafa destek vererek, şikayet etmeden açıklamamıza, sonuç olarak da kaliteli bir evlilik ilişkisi için oluşan sorunların ortadan kalkmasına yol açar.



Çiftlerin birbirlerine verecekleri en önemli mesaj güvendir. Bu sebeple eşler, birbirlerini sürekli baskı kurarak, eleştirerek, anlayış göstermeden değiştirmeye çalışmak yerine, karşılıklı olarak birbirlerinin paylaşımlarını dinlerse, yapıcı şekilde öneride bulunursa ya da kabullenip, takdir edip, ardından problemi açıklarsa yani eşinin "eğitimcisi" olmak yerine "destekçisi" olup yardım edici olursa sorunlar çok daha kolay çözülür. Elbette ki hiç öğüt vermemek-susmak değil, öncelikle “kabul et, olumlu davranışları takdir et, ardından yapıcı bir dille uyar” felsefesi en çok işe yarayan yöntemdir.



Amaç hiçbir zaman eşi değiştirmek değil, birliktelikteki uyum sürecinde zedelenme var ise, daha sağlıklı bir iletişim için karşılıklı bir şekilde üslubumuzu düzeltmekten ibaret olmalıdır.


                                                                                   
Serra AĞIRAKÇA DiNÇ
Uzman Klinik Psikolog